Mitoloji, Paganizm, Dinler
21 01 2024
Mitoloji, Paganizm, Dinler
Milattan önce 11. Yılından beri insanlar Güneş’e duydukları saygıyı ve hayranlığı çizimlerle ve yazılarla dile getirmişlerdir. Bunun nedeni ise gayet açık, Güneş her gün doğarak insanların dünyasına aydınlatır, sıcaklık ve güvenlik sağlar onları soğuktan körlükten ve geceleri ortaya çıkan yırtıcı hayvanlardan korur.
İnsanlar o olmadan bu gezegen üzerinde Yaşamın devam edemeyeceğini anladı. Bu gerçekler güneşi tüm zamanların en çok tapınılan nesnesi haline getirdi.
Benzer şekilde insanlar Yıldızlara da ilgi duydu, onların hareketlerini takip ederek uzun vadede gerçekleşen bazı olayları önceden. Hesaplayabildiklerini fark ettiler Gök cisimlerini gruplayarak Bugün bizim takımyıldız dediğimiz haritaları oluşturdular.
Zodyak Çaprazı
Bu Zodyak Çaprazı insanlık tarihinin en eski kavramsal işaretlerinden biridir; güneşin Bir yıllık süreç içerisinde 12 büyük takımyıldızı içinden geçmesini tasvir eder Ayrıca 12 ayı dört mevsimi gün dönümlerini ve ekinoksları da belirtir.
Zodyak Çaprazında her takımyıldızı antropoloji edilmiş diğer bir deyişle hayvan ya da Doğa figürleriyle kişiselleştirilmiştir bir başka deyişle antik toplumlar güneşi ve yıldızları izlemekte onları hareketlerinin sonucu meydana gelen olaylarla bağlantılı olarak kişiselleştirmek istediler. Güneş yaşam veren ve yaşamını devam ettiren nitelikleriyle görünmeyen yaratıcının sureti tanrının güneşi dünyanın ışığı ve insanlığın kurtarıcısı olarak bilinir.
Benzer şekilde 12 takımyıldız da tanrının güneşinin ziyaret ettiği yerleri temsil eder ve genellikle O zaman aralığında gerçekleşen Doğa olaylarındaki etken elementlerle isimlendirilir. Örneği bu Aquarius “su taşıyıcısı” şiddetli yağmurları getiren kişi. Horus milattan önce 3000'li civarında Mısır'ın Güneş tanrısıydı Horus güneşti ve yaşamı güneşin gökyüzündeki hareketi ile ilgili bir dizi hikâye ile açıklanıyordu. Mısır'daki antik Hiyeroglifler sayesinde bu Güneş Tanrısı hakkında çok şey biliyoruz, Örneğin güneşi ve ışığı temsil eden horus ‘un set adında bir düşmanı vardı set gece karanlığının kişiselleştirilmesiydi her sabah horus SET’e karşı olan savaşını kazanırken Akşam olduğunda set horozu mağlup ederek yer altına gönderir burada görüldüğü gibi aydınlık ve karanlık ya da iyi ve kötü gibi kavramlar en çok karşılaşılan ve Bugün bile farklı şekillerde karşımıza çıkan en bilindik mitolojik ikilemlerdir: Horusun hikayesi Şöyle devam eder; 25 aralıkta bakire isis tarafından dünyaya getirilir doğumu doğudaki bir yıldızla birlikte meydana gelmiştir üç Kral Yıldızı takip ederek borusu bulmuş ve yeni doğmuş kurtarıcıyı süslemişler dir oniki yaşına geldiğinde Cömert bir çocuk öğretmenliği 30 yaşına geldiğinde ise anut tarafından vaftiz edildi ve görevine başladı horus ‘un birlikte yolculuk yaptığı 12 havarisi vardı hastaları iyileştirmek ve su üzerinde yürümek gibi Mucizeler gösterdi horus gerçek Işık güzel Çoban tanrının koyunu ve bunun gibi isimlerle biliniyordu tiffon tarafından ihanete uğradıktan sonra çarmıha gerildi, Üç gün boyunca gömüldü ve sonra dirildi Horus ’un bu karakteristik özellikleri Özgün olsun ya da olmasın birçok farklı kültürü ve tanrılarını etkiledi Frigya’nın Attisi 25 Aralık'ta bakire anadan dünyaya geldi. Hindistan'ın Kirişnası bakire devakiden doğumunun müjdeleyen bir yıldızla dünyaya geldi havarilerine Mucizeler gösterdi ölümünden sonra tekrar dirildi Yunanlıların Dionisosu 25 Aralık'ta bir bakireden dünyaya geldi suyu şaraba dönüştürmek gibi Mucizeler gösterdi. Kralların Kralı tanrının sevgilioğlu Alfa ve Omega gibi birçok isimle anıldığı ölümünden sonra yeniden dirildi. Pers Mitra 25 Aralık'ta bir bakireden doğdu 12 havarisi vardı, ölümünden sonra üç gün gömülü kaldı ve sonra yeniden dirildi gerçek ve ışık gibi birçok farklı isimle anıldığı ilginç ki, Mitra’nın kutsal ibadet günü Pazardı. Gerçek şu ki dünyanın her yerinden ve farklı zaman dilimlerinden bu genel karakteristik özellikleri barındıran bir çok ilahi figür var asıl soru şu neden bu özellikler neden 25 Aralık'ta bir bakire doğum neden bu günlük ve kaçınılmaz yeniden diriliş neden 12 Havari.? Bunları anlamak için en güncel Güneş tanrısına bakalım.
İsa 25 Aralık'ta Beytüllahim de bakire Meryem’den dünyaya geldi doğumu doğuda Bir yıldızın doğmasıyla müjdelendi 3 magi Kralı bu Yıldızı takip ederek İsa'yı buldu ve süsledi oniki yaşına geldiğinde bir çocuk öğretmenliği 30 yaşında John tarafından vaftiz edildi ve görevine başladı insanın birlikte yolculuk yaptığı 12 havarisi vardı ve onlara suda yürümek ölüleri diriltmek gibi Mucizeler gösterdi kralların Kralı Tanrı'nın oğlu tanrının koyunu gibi isimler aldı, Yahuda tarafından ihanete uğrayıp 30 Gümüş Akçe'ye satıldıktan sonra çarmıha gerildi mezara gömüldü ve üç gün sonra dirilip cennete yükseldi.
Öncelikle doğum kısmı tamamen astrolojik sözü edilen doğudaki Yıldız Sirius ’tur, 24 Aralık'ta gece gökyüzündeki en parlak yıldızdır ve Orion kuşağındaki diğer üç parlak yıldız aynı hizadadır. Bu üç parlak yıldız antik zamanlar olduğu gibi bugün de aynı isimle anılmakta 3 Kral. 3 Kral ve en parlak yıldız Sirius hepsi birlikte 25 Aralık'ta güneşin doğacağı noktayı göstermekte Bu yüzden üç Kral doğudaki Yıldızı takip eder ve gün doğumunu yani güneşin doğumunu işaret eder.
Bakire Meryem Başak burcundan gelir, Başak virgo; The Virgin olarak da bilinir. Virgo Latince ‘de bakire demektir Başak aynı zamanda ekmek evi olarak da bilinir ve Başak Elinde Bir Buğday tutan bir bakir olarak tasvir edilir ekmek Evi ve sembolü olan buğday hasat mevsimi olan Ağustos ve eylül aylarında temsil eder Ayrıca beytüllahim in tam tercümesi ekmek evidir.
İşte bu yüzden aslında beytüllahim dünyadaki bir yere değil gökyüzündeki bir yeri yani başak burcu takımyıldızını temsil eder.
Ayrıca 25 Aralık'ta yani kış gündönümünde bir başka ilginç olay meydana gelir yaz gün döneminden kış gündönümüne kadar günler kısalır ve soğur, Kuzey yarım küreden bakıldığında güneş güneye doğru hareket eder ve gittikçe küçülerek silinir günlerin kısalması ve kış gündönümünde doğru hasat zamanının gelmesi antik medeniyetler de ölümü temsil ediyordu bu güneşin ölümüydü. 22 Aralık'ta güneşin yok olduğu belirgin şekilde görülür. Güneş 6 ay boyunca güneye doğru hareket eder ve o gün Ufuktaki en düşük noktasına ulaşır işte burada ilginç bir olay olur, güneşin güneye doğru hareketi Üç gün boyunca durur Ama bu üç günlük beklemeden sonra güneş Çapraz şeklindeki Güney takım yıldızının üzerinden yükselmeye başlar 25 Aralık'ta gerçekleşen Bu olaydan sonra güneş bu sefer kuzeye doğru bir derece hareket eder. Günler uzamaya ve ısınmaya başlar, Bahar gelir işte bu yüzden
Güneş Çapraz üzerinde öldü, Üç gün ölü kaldı ve tekrar dirildi denilmektedir.
Bu yüzden İsa ve diğer sayısız Güneş Tanrısı aynı Hac üç günlük ölüm ve Yeniden dirilme temalarını paylaşır bu aslında güneşin Kuzey yarım küreye doğru hareket yönünü değiştirmeden ve baharı getirmeden önceki hareket sürecidir buna rağmen güneşin yeniden dirilmesi Bahar ekinoksuna kadar kutlanmazdı, Çünkü Güneş günün uzadığı ve baharın belirtilerinin başladığı Bahar ekinoksunda yani Paskalya zamanında belirgin olarak karanlığın kötülüğünü alt ediyordu Şimdi Muhtemelen İsa'ya dair en belirgin astrolojik sembole Yani 12 havariye bakalım bunlar Zodyak Çaprazında tasvir edilen 12 burçtur ve Güneş'i temsil eden İsa onları ziyaret eder
Zodyak Çaprazı
İncil'de 12 sayısına Birçok yerde rastlanır güneşin yaşamını tasvir eden Zodyak Çaprazına geri dönersek onun sadece güneşin hareketlerinin Sanatsal bir ifadesi olmadığını söyleyebiliriz. Bu aslında ilahi bir pagan sembolüdür ve Özünde şu şekildedir
İsa: güneşli Çapraz, Zodyak çaprazı
ama bu bir Hristiyanlık sembolü değil bu Paganların Zodyak Çaprazı uyarlaması. İşte bu yüzden İsa eski betimlemeler de hep Kafasında bir haçla gösterilir Çünkü İsa güneştir tanrının güneşi dünyanın ışığı göre çekilendir ve bu yüzden Aslında her sabah yaptığı gibi tekrar gelecektir karanlığın düşmanı olan tanrının kudretiyle her sabah yeniden dirilir bulutlar üzerinden yükselir ve tacında parlayan gün ışıklarıyla Cennetten iner.
İncil'de yer alan sayısız astrolojik astronomik benzetmelerden belki de en önemlisi Çağlarla ilgili olan kısımdır. Yine kutsal kitapta Çağ kelimesi Birçok yerde geçmekte Çağ kavramını tam olarak anlayabilmek için öncelikle Gece gündüz eşitliğinin yani de ekinoksun gerilemesi olayın anlaşılması gerekir. Antik Mısırlılar ve onlardan önceki birçok medeniyet fark ettik ki yaklaşık olarak her 2150 yılda bir Bahar gündönümünde Şafak Zodyak’ın bir başka sembolüne denk geliyordu.
Bu olay Dünyanın kendi ekseninde açısal olarak dönerken yalpalaması ile ilgili bu olaya gündönümünün gerilemesi denir. Çünkü normal bir yıllık döngünün Aksine bu olayda burç geriye gider, bu gerilemenin 12 burcun tamamında gerçekleşmesi için gereken süre tam olarak 25,765 yıldır, bu süre aynı zamanda büyük yıl olarak adlandırılıyordu ve antik toplumlar buna çok dikkat ediyordu. Bu yüzden her 2150 yıllık süreci bir çağ olarak adlandırdılar.
Milattan önce 4300 yılından milattan önce 2150 yılına kadar Boğa çağı yaşandı, milattan önce 2150 yılından milattan sonra bir yılına kadar koç çağı yaşandı, bu ve şu an İçinde bulunduğumuz milattan sonra bir yılından milattan sonra 2150 yılına kadar balık çağı yaşanacak. 2150 yılından sonra ise Dünya Yeni Bir Çağa girecek kova çağına,
İncil sembolik olarak 3 çağın geçişinden ve geçilecek olan dördüncü bir çağdan bahseder. Eski Ahit’te göre Musa Sina Dağından elinde on Emir'le birlikte geldiğinde insanların altından bir buzağı heykeline taptıklarını gördü ve çok üzüldü taş tabletleri parçaladı ve insanlarına bu utançtan arınmak için birbirlerini öldürmeleri gerektiğini söyledi. Birçok İlahiyatçı bu Öfkeyi İsrail oğullarının yanlış bu tat atmalarına bağlamıştır, Aslında o put altın bir buzağıydı ve Musa halkına yeni bir çağın yani Koç çağının geldiğini haber veriyordu bu yüzden Yahudiler Bugün bile hala boynuz borusu çalarlar.
Musa yeni çağ olan koç çağını temsil ediyordu ve bu yüzden herkes Eski çağdan vazgeçmeliydi. Antik tanrılardan Mitra gibi başka figürlerde bu geçişi yaşamış ve aynı tema içerisinde bir boğayı öldürmüştür.
İsa ise bundan sonra gelecek Çağ'a balık çağının yol Göstericisi, Yani iki balığın. Balık sembolüne yeni Ahit’te çok rastlanır, örneğini İsa 5000 kişiyi ekmek ve sadece iki balıkla duyurmuştur. Görevine başlayıp yolculuğa çıktığında iki Balıkçı ile arkadaş olmuş ve balıkçılar onu takip etmiştir. İsa balığı figürlü, resmedilmiş olduğu, özellikle Hristiyan ülkelerde yaygın, aşina olduğu, herkesin bildiği bir çıkartmadır.
Bilmedikleri şey aslında onu ne anlama geldiği; Bu balık çağı sırasındaki pagan Güneş krallığının astrolojik sembolüdür. Ayrıca İsa'nın doğumu kabul edilen tarih bu çağın başlangıç tarihidir.
İncil'e göre havarilerinin İsa’ya senden sonra bir dahaki Paskalya nerede olacak diye sormaları üzerine, İsa bir şehre gireceksiniz ve orada elinde testiyle su taşıyan bir adam göreceksiniz onu takip edin diye yanıt verir. Bu ayet astrolojik esinlenmelerin belki de en açık olanıdır test ile su taşıyan adam Aquarius ’tur, taşıyıcısıdır ve her zaman testiden su döken bir adam olarak tasvir edilmiştir. İsa balık çağını temsil ediyordu Güneş balık çağını terk ettiğinde Aquarius ’un yani kova çağının evine gelecekti, Tıpkı kovanın gündönümü gerilemesinde balığı takip etmesi gibi İsa'nın aslında bütün söylediği balık çağından sonra kova çağının geleceğiydi zamanın ve dünyanın sonuyla ilgili hepiniz bir şeyler duymuşsunuzdur vahiy kitabındaki resimlemeleri saymazsak bu konunun asıl kaynağı Matta İncilidir.
Bu bölümde İsa sizinle Dünyanın sonuna kadar birlikte olacağım der Ama Kral James versiyonunda Dünya kelimesi diğer birçok tercüme hatası gibi aslında yanlış tercüme edilmiştir, Aslında kullanılan kelime aeyon dur ve Çağ anlamına gelmektedir. Sizinle Çağın sonuna kadar birlikte olacağım ki bu doğrudur; İsa'nın balık çağı, Güneş kova çağına girdiğinde sona erecektir. “Bütün bu dünyanın sonu ve zamanın sonu teması aslında astrolojik bir alegorinin yanlış tercümesidir. “
Gelin de bunu dünyanın sonunun geldiğine inanan, her dinden milyarlarca kişiye anlatın.!
Diğer yandan İsa karakteri edebi ve astrolojik olarak Mısır Güneş Tanrısı horus ‘un tamamen kopyasıdır; Örneğin Mısır'daki yaklaşık 3500 yıllık Luxor tapınağının duvarlarında bakire gebeliğini horus ‘un doğumunu ve kutlanmasını gösteren resimler vardır. Resimler; tabuun Bakire İsis ’in horus’a hamile kalacağını söylemesi ile başlar.
Daha sonra kutsal ruh NEF bakireyi hamile bırakır bakire doğum yapar ve bebek kutsanır bu hikâye İsa'nın hikayesi ile tamamen aynıdır. İsa ve ordusu arasındaki benzerlik inanılmazdır ve benzerlik tesadüfleri devam eder; Nuh ve Nuh’un Gemisi hikayesi tamamen bir kültürden alınmıştır Büyük Tufan temasına antik dünyada çok rastlanır. Söz konusu temaya farklı zaman dilimlerinden 200 farklı yerde rastlanabilir yine de bunun için çok gerilere gitmeye gerek yok, bunun aynısı milattan önce 2600 civarında yazılan Gılgamış Destanı'nda dahi anlatılmaktadır.
Bu destan Tanrı tarafından meydana gelen bir tufandan hayvanların bindirildiği bir gemiden Hatta İncil'de de yazdığı gibi salıverilen ve geri dönen bir güvercinden ve bunun gibi birçok benzerlikten bahseder.
Mesela, Musa'nın çalıntı hikayesi; Musa'nın doğumundan sonra hasır bir sepete koyulduğu ve nehre bırakılıp ölümden kurtarıldı söylenir daha sonra Firavun ‘un kızı tarafından bulunur ve Bir Prens olarak yetiştirilir sepetteki bebek hikayesi direkt olarak M.Ö. 2250 civarında yazılmış olan Akatlı Sargon’un efsanesinden alınmıştır. Sargon doğar ve öldürülmesin diye hasır bir sepete koyulup nehre bırakılır. Bir Kraliyet kadını olan Akki tarafından bulunur ve yetiştirilir.
Ayrıca Musa Kanun koyucu ve taş tabletlerdeki on emri getiren kişi olarak bilinir. Tanrının bir dağda peygamberine kanunları iletme teması çok daha eskidir. Musa mitolojik tarihteki sayısız kanun koyucular dan sadece bir tanesi. Hindistan'da Manov büyük Kanun koyucuydu. Girit’te ise Minos hicda Dağı'na çıkarak orada Zeus’tan kutsal kanunları öğrendi. Manov, Minos, Mises.
On Emre gelince bu da Mısırlıların ölüm kitabının 125 bölümünden alınmıştır. Ölüm kitabında yazan mısralardan çalmadın mısrası çalmayacaksın olarak, öldürmedim mısrası öldürmeyeceksin olarak, yalan söylemedim mısrası ise yalan yere şahitlik etmeyeceksin olarak değiştirilmiştir. Görüldüğü gibi eski Mısır inancı Musevi Hıristiyan ilahiyatının temelini oluşturmaktadır. Vaftiz, ölümden sonra yaşam, Mahşer bakire doğumu, yeniden diriliş, çarmıha gerilme, gemi, sünnet messi, kutsal müritler, Büyük Tufan, Paskalya, Noel ve bunun gibi birçok Öge tamamen Mısır kökenlidir ve Hıristiyanlık ve Musevilikten çok daha eski tarihlere dayanır.
İlk Hıristiyan tarihçilerden ve savunucularından olan Justin Mc Carthy şöyle yazmıştır; Bizler öğretmenimiz İsa cinsel münasebet haricinde doğdu, çarmıha gerildi, öldü, yeniden dirildi ve cennete yükseldi dediğimizde bizim Jüpiter'in oğullarına inandığımızı sanan insanlardan farklı bir şey İddia etmemiş oluruz. Bir başka deyişle şöyle demiştir O bir bakireden doğdu, Yunan Tanrısı Perseus’a inanmakla arasındaki tek fark bu.
Bu çok açık ki Justin ve diğer ilk Hristiyanlar Hristiyanlığın pagan dinleri ne çok benzediğini biliyordu, neyse ki Justin Ona bir çözüm buldu, bu konuda çok kafa yordu, bütün bunları şeytan yapmıştı. Bütün bunları önceden Sezen şeytan İsa'dan önce dünyaya geldi ve pagan dünyasındaki bu karakterleri yarattı.
İncil kendinden önceki neredeyse bütün dini efsaneleri kullanmış bir Astro ilahi metinden başka bir şey değil Diğer yandan bir karakterin özelliklerinin başka bir yeni karakteri aktarılmasına aynı kitabın içinde de rastlanmakta eski Ahit’te Yusuf'un hikayesi anlatılır; Yusuf İsa'nın bir prototipidir. İkiside mucizevi şekilde doğmuştur. Yusuf'un 12 kardeşi, İsa'nın 12 havarisi vardır. Yusuf 20 Gümüş Akçe’ye İsa 30 Gümüş Akçe'ye satılmıştır. Kardeşi Yahuda Yusuf'un satılmasını önerirken havari Yahuda İsa'nın satılmasını önermiştir. Her ikiside görevlerine 30 yaşında başlamıştır ve benzerlikler sürüp gider peki 12 havarisi ile gezen Hastaları iyileştiren Meryem'in oğlu İsa adında birinin yaşadığını kanıtlayan İncil dışında herhangi bir kanıt var mı.?
İsa’nın yaşadığı iddia edilen zaman aralığında ya da daha Sonraları Akdeniz çevresinde sayısız tarihçi yaşadı, bunların kaç tanesi bu insanı Kaleme aldı.? Hiçbiri, buna rağmen dürüst olmak gerekirse İsa’nın varlığını savunanlar birbirleriyle çelişmiyor İsa’nın varlığına kanıt olarak 4 tarihçi referans kabul edilir. Genc Pirimi, Suetonius, Vetasis bunların üçüdür. Her birinin bu konu hakkında yazdıkları en fazla birkaç cümleden ibarettir ve yazılar Kristus ya da Christ hakkında yazılmıştır ki bunlar aslında isim değil unvandır. Dördüncü referans ise sahte oldukları Yüzyıllardır bilinen Josephus’un metinleridir. ne yazık ki hala doğru kabul edilmektedirler. Öldükten sonra tekrar dirilen, herkesin gözü önünde cennete yükselen ve ona bağışlanan mucizeleri gerçekleştiren bir adamın tarihi kayıtlara geçmesi gerektiğini düşünebilirsiniz ama geçmedi çünkü kanıtları incelediğimizde İsa figürünün gerçekte var olmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Her şey bir yana, gerçekçi olunduğunda, maksat tabi ki kimsenin duygularını incitmek değil, fakat anladığımız ve doğru kabul ettiğimiz konularda da bilimsel açıdan gerçeği bulmak gereği vardır. Hristiyanlık ve diğer dinler gerçeğe dayanmaz. Hristiyanlık politik olarak empoze edilmiş bir Latin hikâyesinden başka bir şey değildir. Gerçek şu ki İsa gnostik Hristiyan mezhebinin Güneş tanrısıdır ve diğer pagan tanrıları gibi mitolojik bir figürden ibarettir.
Toplumsal kontrolü sağlamak için İsa'yı tarihsel bir karakter haline getirmek Politik bir gereksinimdi, milattan sonra 325 yılında Roma hükümdarı Kostantin İznik konseyini topladı bu görüşmeler sırasında politik olarak şekillendirilen Hristiyanlık öğretileri kabul edildi ve bu tarihten itibaren Hıristiyanlık adına kan dökülmeye başlandı, bunu takip eden 1600 yıl boyunca Vatikan Tüm Avrupa üzerinde etkili Politik bir kale haline geldi, karanlık Çağlar olarak anılan zaman dilimlerine liderlik ederek engizisyon ve Çaprazlı Seferleri gibi olaylara neden oldu.
Hristiyanlık benzeri bütün ilahi inanç sistemleri gibi döneminin bir hurafesidir. İnsanları gerçek dünyadan ve dolayısıyla birbirlerinden koparma amacına hizmet eder insanların otoriteye sorgulamadan itaat etmesini sağlar her şeyi kontrol eden bir tanrı olduğu iddiasıyla insanların sorumluluk duygusunu zayıflatır ve utanç verici suçları din uğruna olduğu takdirde haklı kılar, ama en önemlisi gerçeği bildiği halde bu hikayeleri kullanan insanlara toplumu yönlendirme ve kontrol etme gücü sağlar. Dini dogmalar icat edile gelmiş en güçlü araçtır ve diğer birçok hikâyeye kanmak için insan psikolojisinde bir temel oluşturmaktadır.
Son Söz: tüm bu farklı kültürlerde hep aynı hikayelerin anlatılmasının son derece hayati bir sebebi vardı. Yazı olsun veya olmasın, Tarım veya Neolitik devriminden sonra; tarıma yönelik her türlü faaliyetin tam zamanında ve eksiksiz tam olarak yapılması insan neslinin devamı açısından son derece büyük bir önem taşıyordu. Bir kere bir tarımsal faaliyetin yanlış yapılması, doğru zamanında yapılmaması veya doğru zaman aralığının gerektiği verimlilikte kullanılmaması, o toplulukta, toplumda büyük açlıklara, kitlesel ölümlere sebep olabilirdi.
Dolayısıyla yazı olsun veya olmasın, bu kadar önemli bir hadise gelecek nesillerin beyinlerine en iyi ve kalıcı olarak masallar, hikayeler ve imgeler yoluyla kazınmış oluyordu.
Yeniçerioğlu, A.Oktay - Şubat, 2024 / Tekirdağ
Endüstri Y.Mühendisi
Yönetim Danışmanı
Comments
Post a Comment